Çünkü senin nefes aldığın şehirde yaşamayı sevdim ben, hiç yürümediğim caddelerle bu sayede tanıştım, kaldırımlarla konuştum, dertlerini dinledim bütün sokak lambalarının. Oturduğun sokağın başındaki bakkaldan almaya gayret ettim sigaramı. Mahallendeki manavdan sipariş ettim sevdiğin envai çeşit meyveyi. Yoksa da sıkı sıkı tembihledim. Balıkçı Haydar'dan taze balıklar aldım. Derya kuzusu bunlar diye diye su serpiyordu ben dükkanına geldiğimde üzerlerine. Göz göze geldiğimiz komşularını selamladım sonra, hiç tanımamama rağmen. Kuşlarla konuştum, ağaçlara gülümsedim, çiçeklere göz kırptım. Bir zamanlar bütün yalnızlık öykülerini ve aczimi dinleyen Galata'ya karşı kadehimi kaldırdım.
Dünyanın bütün yüklerini aldım omzuma, yeter ki değmesindi o güzel kalbine hiç bir sıkıntı.. Saçlarının kokusunda esir kaldım. Gözlerinin içinde kayboldum, kendime hiç dönmek istemedim, saatimi bileğimden söküp attım yanında vakit geçmesindi. Eğer yanında yaşadığıma deniyorsaydı ömür, hiç bitmesin istedim. Ve boğulmayasın diye derin yaralarımdan hiç bahsetmedim sana, çünkü varlığında açan çiçekler vardı..
Önder Deniz Çavuşlar
şiir sokakta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir sokakta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Haziran 2017 Çarşamba
10 Haziran 2017 Cumartesi
Uçsuz Bucaksız Sandığın Hayat
Sonsuzluğa inandığın, muhteşem günbatımlarını hatırladın mı?
Mutluluk rüyasına o huzurlu akşamlarda inanmıştın. Bodrum'un o büyüleyici maviliğinin koynunda, cennette gibi, hiç bitmeyecek düşler gibi. Ama hayat bu, hep istediğin gibi olmuyor!
Peki, ansızın uçurumlarla tanıştığın günleri anımsıyor musun? Hiç iyileşmeyecek sandığın yaralarını sabırla, için oyula oyula sardığın pansuman gecelerini unuttun mu yoksa? Yalnız başına işsiz güçsüz dolaştığın ıssız sokakların, senin kadar yaralı kaldırımları şahitti bir zamanlar ruhundaki tahribata! Sesin içine akmış, gözlerin kanamıştı o vakitler ağlamaktan yastığına. Kayıpların; maddi, manevi ardı ardına, daha en acısını yaşamamıştın oysa. Sevdiklerini toprağa gömerken bu dünyanın öbür yüzünü görmeye başladın, yüzsüzlüğünü, adaletsizliğini tanıdın. Peki ya lime lime çekildiğinde etlerin, kırılırcasına mı acıdı mı kemiklerin?
Herkesin hayatı kendi doğal akışındayken, sen olduğun yerde duruyordun, kışları değil yazları üşüyordun.
Bunca elem fazlaydı! İncindiği kadarmış insanın yaşama dair küskünlüğü. İnanmaktan yorulduğun, yaşamaktan usandığın günler kanırta kanırta da olsa bir gün geçecek dediler, inanmadın mı hiç? Bilmiyordun değil mi? Tünelin ucunda bir ışık beliriyor, bir kabustan hiç beklemediğin bir anda. Uyanıyorsun.
Umut etmeyi hatırlıyor muydun?
Sevmeyi? Sevilmeyi? Renkleri?
Ruhuna iyi gelen şarkıları, defalarca izlemekten bıkmayacağın o filmleri bir kere daha seyretmeyi, sevdiğin yazarların kitaplarını tekrar tekrar okumayı, şehrin en kalabalık caddelerinde dolaşmayı, deniz kenarında bir bankta oturmayı, martilara simit atmayı ve kıyı boyunca yürümeyi ve koşmayı, eğlencenin dibine vurmayı, denize karsi güneşin battığı akşamlarda kendini kaybedene dek dans etmeyi, kadehleri kederle değil keyifle içmeyi? Dizlerin üzerine çökmüşken, bir daha ayağa kalkacağını hiç düşünmediğin anların birinde oldu değil mi? Elinde rengarenk balonlar... Farkında değildin lakin, bütün yaşadıklarına, yeryüzünün en sert rüzgarlarına, dayanılmaz acılarına karşı ayakta durmayı başardığın gün hissettin. Ama şimdi daha iyi anlıyorsun değil mi? Uçsuz bucaksız sandığın hayat meğer bir ömürlükmüş.
Mutluluk rüyasına o huzurlu akşamlarda inanmıştın. Bodrum'un o büyüleyici maviliğinin koynunda, cennette gibi, hiç bitmeyecek düşler gibi. Ama hayat bu, hep istediğin gibi olmuyor!
Peki, ansızın uçurumlarla tanıştığın günleri anımsıyor musun? Hiç iyileşmeyecek sandığın yaralarını sabırla, için oyula oyula sardığın pansuman gecelerini unuttun mu yoksa? Yalnız başına işsiz güçsüz dolaştığın ıssız sokakların, senin kadar yaralı kaldırımları şahitti bir zamanlar ruhundaki tahribata! Sesin içine akmış, gözlerin kanamıştı o vakitler ağlamaktan yastığına. Kayıpların; maddi, manevi ardı ardına, daha en acısını yaşamamıştın oysa. Sevdiklerini toprağa gömerken bu dünyanın öbür yüzünü görmeye başladın, yüzsüzlüğünü, adaletsizliğini tanıdın. Peki ya lime lime çekildiğinde etlerin, kırılırcasına mı acıdı mı kemiklerin?
Herkesin hayatı kendi doğal akışındayken, sen olduğun yerde duruyordun, kışları değil yazları üşüyordun.
Bunca elem fazlaydı! İncindiği kadarmış insanın yaşama dair küskünlüğü. İnanmaktan yorulduğun, yaşamaktan usandığın günler kanırta kanırta da olsa bir gün geçecek dediler, inanmadın mı hiç? Bilmiyordun değil mi? Tünelin ucunda bir ışık beliriyor, bir kabustan hiç beklemediğin bir anda. Uyanıyorsun.
Umut etmeyi hatırlıyor muydun?
Sevmeyi? Sevilmeyi? Renkleri?
Ruhuna iyi gelen şarkıları, defalarca izlemekten bıkmayacağın o filmleri bir kere daha seyretmeyi, sevdiğin yazarların kitaplarını tekrar tekrar okumayı, şehrin en kalabalık caddelerinde dolaşmayı, deniz kenarında bir bankta oturmayı, martilara simit atmayı ve kıyı boyunca yürümeyi ve koşmayı, eğlencenin dibine vurmayı, denize karsi güneşin battığı akşamlarda kendini kaybedene dek dans etmeyi, kadehleri kederle değil keyifle içmeyi? Dizlerin üzerine çökmüşken, bir daha ayağa kalkacağını hiç düşünmediğin anların birinde oldu değil mi? Elinde rengarenk balonlar... Farkında değildin lakin, bütün yaşadıklarına, yeryüzünün en sert rüzgarlarına, dayanılmaz acılarına karşı ayakta durmayı başardığın gün hissettin. Ama şimdi daha iyi anlıyorsun değil mi? Uçsuz bucaksız sandığın hayat meğer bir ömürlükmüş.
3 Haziran 2017 Cumartesi
Kendini Arayan Adam
Kendini aramaya gitmişti adam, geçmişin izlerini takip ederek. Acısı tazeydi hala, fazla uzaklaşmış olamazdı.
28 Mayıs 2017 Pazar
Pazar Kayıntısı
Yeter ki boş kalmasın kadehler, yine bulunur içmek için sebepler...
Kıyıya varamayan bütün aşklara. Mesafeler hep uzak sevgili aslında. Yoklukları adına kurulan masalarda. İlk kadehler, gidenlerin şerefine kalksa da. Fonda çalan şarkıların hepsi kaybettikleri için sonsuza dek söylenir kalanlara.
Kıyıya varamayan bütün aşklara. Mesafeler hep uzak sevgili aslında. Yoklukları adına kurulan masalarda. İlk kadehler, gidenlerin şerefine kalksa da. Fonda çalan şarkıların hepsi kaybettikleri için sonsuza dek söylenir kalanlara.
11 Mayıs 2017 Perşembe
28 Nisan 2017 Cuma
Yağmur Damlası
Sen bir bulutun gökyüzüyken,
şüphesiz ben kaderi yeryüzüne düşmek olan
bir yağmur damlası..
Önder Deniz Çavuşlar
şüphesiz ben kaderi yeryüzüne düşmek olan
bir yağmur damlası..
Önder Deniz Çavuşlar
8 Nisan 2017 Cumartesi
Muamma
O yıllarda zorba bir iktidar vardı, her şey belirsiz ve her şey yasaktı. Benimse henüz daha yavru muhabbet kuşlarım vardı, sevimli bir kedim de vardı adı Ruhi idi, mahalledeki rakipleri kökerek küçük küçük yaşlardan beri biriktirdiğim rengarenk misketlerim vardı en sevdiğim öyle sarı kırmızı alacalı iri olanıydı ve adı da nedense Elvis Presley idi.
Faunusta Behrengi'nin küçük kara balıklarından vardı. Kitaplarım vardı sığındığım ve not defterlerim vardı içimi döktüğüm. Zeze'nin acılarla tanıştığı yaştaydım. Şarkılar vardı geceleri ruhumun bütün ağrılarına eşlik eden. Küçük Prens'in gülünü sevdiği kadar seni sevdiğim zamanlar vardı. Her yer işgal altındaydı düşlerimizi, hayallerimizi, giyim kuşamımızı, yediğimiz içtiğimizi kontrol etmek isteyen zorba bir iktidar ve karşısında hayır demeye cesaret edebilen bir avuç vatanperver vardı. Güneyde bir yerlerde, dalga sesleri kavuşma şerefine kıyılarını serinletirken o esnada kalabalık kentlere sıkışmış insanlar vardı. Bar köşesinde bir iki kadeh içenler, efkarından kadehi şişeyi kıranlar, keyif için tabak kıranlar bir kafede kahve falı baktıranlar, bir köşede dedikodu yapanlar, yeni vizyona girmiş herhangi bir filmi izlemek için avm sinema salonlarını dolduranlar vardı. Kılık kıyafet almak için dükkan dükkan gezenler ve üstüne giyecek kıyafet bulamayan evsizler vardı.
Lüks bir restaurantta bir şişe şampanyaya tonla para döktükten sonra eğlencesine devam eden ve çıkışta, asgari ücret kadarını valeye bahşiş bırakanlar vardı. O esnada çöpü karıştırarak bir kaç lokma ekmek arayanlar vardı. Milyonlarca işsiz iş ararken, tatillerini geçirdikleri tropik adalardan yayınladıkları fotoğrafların kaç beğeni aldıklarını merak edenler vardı.Parklarda sabahlayan dertli alkolikler vardı, içince güzelleşen kadınlar vardı. Rakı sofraları eşliğinde unutulmaz anılar vardı. Bir yaz sabahı, dalga seslerine uyananlar vardı. Terk edildiği yere düşlerine asanlar, yalnızlık dolu gecelerde yardımına gözyaşları yetişenler vardı. En sevdiklerini toprağa verenler, hastane koridorlarında yeni doğan bebek müjdesiyle havaya uçanlar vardı.
Zorba bi iktidar vardı, işsizlik vardı, geçim zordu, faturalar ve ödemeleri vardı. Ünlü olmak için türlü şaklabanlıklar yapanlar vardı. Ailesinden uzak, çok uzak bir yerde hasret çekenler vardı, Unutanlar vardı bir de unutamayanlar. O sıra dünya bir akşama daha tüm sancılarıyla gözlerini kapamaktaydı. Yarın.. Yarın yeni bir muammaydı..
21 Mart 2017 Salı
Bağışla
Anlatsana biraz, bu kadar suskunluk yetmedi mi sana? Klasik bir soru olacak ama nasılsın mesela? Neler yolunda, neler değil hayatında? Az şeker mi içiyorsun hala kahveni? Gidiyor musun o günlerde bir türlü gidemediğimiz lakin o çok sevdiğimiz şarkıcıların konserlerine ya da o alt kat barı hatırlıyor musun? Binlerce film çevrildi bizden sonra, Oscar adayı olanları gördün mü, misal en çok beğendiğin hangisi acaba? Gülümseyince sen dudağın titrerdi, ince bir çizgi dans ederdi dudağının kenarında, o oluyor mu hala? Sezen'i çok severdin hatırlıyorum, yeni albüm de çıkardı dinledin mi son albümünü, albümü çıktığında kesin kritik ederdik "favorim şu şarkısı" derdin, peki bu albümde favorin hangisi? Ölümlü dünya, dert etme derdin dert ederdim, yanık üşümeler, sır dolu hayal kırıklığıyla örülü bir yaşamı peki sen dert ediyor musun ki? Olur olmadık şeyler insanı yoruyor bilirim! Aklıma gelmişken futbol maçlarında çok heyecanlanırdın ama fırsat buldukça tribünlerden eksik olmazdın gerçi bu sene takım da pek iyi değil! Kitap okurdun akşamları. Benim kitaplarımı da okumuştun, yazardın ara sıra bana şurada ne demek istedin burada neyi anlattın diye, hatırlar mısın? Otomobili pek sevmezdin, vapur yolculukları içimi açar derdin bu kalabalık kentte, yağmurlu havada yürümeyi bir de! Dalga sesleri, uçsuz bucaksız mavi ve müzik ve kuş sesleri mırıldanıyor mu kulağına? Sormayı unuttum yoo sormaya korktum! Mutlu musun sahi, özür dilerim zaman kavramım yok, seneler geçmiş olabilir, bir hayat geçmiş, bir hayat tükenmiş olabilir.. Bağışla..
16 Mart 2017 Perşembe
Bomboş Vadi
Bütün olanlar sona erdiği zaman geriye bomboş bir vadinin sessizliği ve yolun sonunda uçsuz bucaksız ufku öpen denize ulaşmanın huzuru kalacak.
31 Temmuz 2016 Pazar
Kurşun gibi
O pazar günü söylemiştim
tutsak olan bedenimdi
düşüncelerim kurşun gibi ağır hala,
kaç zamandır yoldayım
tamam yol uzun
belki hayat kısa
bacaklarım da bitap
olsun be adam dayan dedin
bak kırmızı tuborg'umuz
az leblebi ve umutlarımız duruyor daha masada
Önder Deniz Çavuşlar
tutsak olan bedenimdi
düşüncelerim kurşun gibi ağır hala,
kaç zamandır yoldayım
tamam yol uzun
belki hayat kısa
bacaklarım da bitap
olsun be adam dayan dedin
bak kırmızı tuborg'umuz
az leblebi ve umutlarımız duruyor daha masada
Önder Deniz Çavuşlar
27 Temmuz 2016 Çarşamba
Asıl Mesele
Her şeyi unuttuklarını hatırlayıp günün birinde seni de unutabileceklerini kabul ederek sevmeyi denediğin gün sendeki asıl seni daha iyi tanıyacak onca yaşanmışlıkları unutmayı başarabildiğin gün ise onları daha iyi anlayacaksın. Ki asıl meselenin onları anlamak değil kendini tamamlamak olduğunun da o zaman farkına varacaksın.
Önder Deniz Çavuşlar
Önder Deniz Çavuşlar
7 Temmuz 2016 Perşembe
Maviliğin Koynunda
Sonra, bütün hikayelerin aslında hiç yaşanmadığını anımsıyorsun, küllerinden doğduğun bir maviliğin koynunda..
6 Temmuz 2016 Çarşamba
o güzel yaz akşamları
Sen yoktun, herkes yabancıydı.
Hayatında hiç bitmesini istemediğin o güzel yaz akşamları, kar yağıyor diye düşün..
Hayatında hiç bitmesini istemediğin o güzel yaz akşamları, kar yağıyor diye düşün..
10 Haziran 2016 Cuma
teşekkür..
"Bak bir pazar sabahına daha, ayrı hayatlarda uyandık sevgilim." çıkış cümlesiyle kitabevlerinde yerini alan, Şehre Keder Yağıyor adlı kitabımın ilgili okurlarıyla buluşmasının ikinci yılı bugün..
Deneme türünde kaleme aldığım kitap, Net Kitap tarafından yayımlanmıştı. Kitabın hazırlanması ve yayınlanmasında emeği geçen herkese bugün vesilesiyle tekrar teşekkür ederim.
Deneme türünde kaleme aldığım kitap, Net Kitap tarafından yayımlanmıştı. Kitabın hazırlanması ve yayınlanmasında emeği geçen herkese bugün vesilesiyle tekrar teşekkür ederim.
23 Ocak 2016 Cumartesi
Kartanesi..
“Sen gülümsersin, şehir bembeyaz düşlerle kaplanır. Bu kenti, senin masumiyetine büründüğü zamanlar daha çok seviyorum kartanesi..”
Önder Deniz Çavuşlar
Önder Deniz Çavuşlar
17 Ocak 2016 Pazar
19 Aralık 2015 Cumartesi
14 Aralık 2015 Pazartesi
7 Mart 2015 Cumartesi
14 Şubat 2015 Cumartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
-
Mutlu değilsin sanki, hiç gülmüyorsun, diyorlar eski bir kürtaj hikayesi, diyorum içimdeki çocuğu aldılar!
-
Kaç yaşındaydı diyorlar! Size ne ki? Neden yaş sorusu? Yani makul yaşta mı sorusu mu bu, bizim aklımızın alacağı "çok dehşet verici...
-
Ve ye ni kitabım Derinlik Sarhoşluğu ön siparişe çıktı! Derinlik Sarhoşluğu adlı kitabımı aşağıdaki internet satış noktalarından temin edebi...










